SAYIN BAŞBAKANIMIZIN
9 MAYIS AVRUPA GÜNÜ VESİLESİYLE
YAYIMLAYACAĞI MESAJ

 
13 Mayis 2007


Roma Antlaşması’nın imzalanmasının 50. yıl dönümü nedeniyle bu yıl ayrı bir iştiyakla kutlanmakta olan “Avrupa Günü”, ülkemizde de adaylık statüsü kazandığımız 1999 yılından bu yana çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.

Demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve serbest piyasa ekonomisi gibi ortak evrensel değerleri benimsemiş olan Türkiye kendini Avrupa’nın bir parçası olarak görmektedir. Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak arzusuyla sürdürülen çabalar ve bu çerçevede Avrupa-Atlantik kurumlarıyla entegrasyon yönünde gösterdiğimiz irade ve vardığımız aşama bunun açık kanıtıdır.

Türkiye’nin AB ile entegrasyonu birkaç yıl önce ortaya çıkmış yeni bir husus değildir. Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ortaklık ilişkimizi tesis eden Ankara Antlaşması’nın imzalandığı 12 Eylül 1963 tarihinde Dönemin Avrupa Komisyonu Başkanı Walter Hallstein’ın yaptığı konuşmada da ifadesini bulduğu üzere “Türkiye Avrupa’nın bir parçasıdır: Bugün yapmış olduğumuz işin özünde yatan anlam da esasen budur. Bu, birkaç asırlık tarihi bir olgunun veya coğrafi bir gerçeğin basit ifadesinden çok daha ileri bir gerçeğin teyididir.”

Bu gerçek, Türkiye-AB ilişkilerinin önemli dönemeçleri olan 1999 Helsinki, 2002 Kopenhag, 2004 Brüksel Zirveleri ile müteakip Zirvelerde Avrupa Birliği tarafından teyit edilmiş ve yürütülen bu sürecin tam üyeliğe yönelik olduğu vurgulanmıştır. Netice itibarıyla, 3 Ekim 2005 tarihinde alınan kararla ülkemiz ile tam üyelik müzakerelerine başlanmış ve Türkiye “müzakere eden ülke” konumuna gelmiştir.

Ülkemizi tam üyeliğe taşıyacak olan katılım müzakerelerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması konusunda Türkiye’ye olduğu kadar AB’ye de önemli sorumluluklar ve görevler düşmektedir.

40 yılı aşkın bir süredir devam eden bu süreçte Türkiye, hiçbir zaman, tutamayacağı sözler vermemiş, makul olmayan taleplerde bulunmamıştır.

Bu süreçte sorumluluk bilinciyle hareket eden ülkemizin bugüne kadar yaptıkları, yapacaklarının da teminatını teşkil etmektedir.

Temel hedefimiz vatandaşlarımızın günlük hayatlarının her alanında daha yüksek standartlara kavuşmalarını sağlayacak reformların devam ettirilmesidir.

Bu bağlamda, AB’den ve üye ülkelerden beklentimiz, katılım sürecini olumsuz etkileyecek söz ve davranışlardan kaçınmalarıdır. Yapmakta olduğumuz kolay bir iş değildir. Esasen, yapılan, milletimizin değişim talepleri istikametinde ülkemizin bütün yönleriyle dönüşümünü sağlamaktır.

Ülkemizin ve milletimizin yüksek menfaatlerinin gereği olarak üyelik sürecini başarıyla tamamlayacağımıza inanıyoruz. Hükümet olarak bu konudaki azim ve kararlılığımız bundan sonra da sürecektir.

Bu inançla, herkesin “Avrupa Günü”nü kutluyorum.

 End