PRESS
RELEASE |
GENEL:
"Ermeni sorunu" için bir başlangıç noktası aramak gerekirse bunu 1820'lere kadar geri götürmek gerekir. Çarlık Rusyası emperyalist bir güç olarak komşu olduğu Osmanlı devleti topraklarını bir tür doğal genişleme alanı olarak kabul etmiş ve Osmanlıların sırtından güneye ve güneybatıya yayılmayı hedeflemiştir. Bu politika ise Rusları Osmanlı Ermenileriyle ilgilenmeye itmiştir.
- Islahat Fermanı Rusya'nın yanısıra, İngiltere ve Fransa'yı da Osmanlı Ermenileriyle daha çok ilgilenmeye sevketmiştir. Bu nüfuz ve çıkar mücadelesinde, sözkonusu devletlerce izlenen politikanın temel taşlarından birisini Ermenileri Osmanlılara karşı kullanmak olmuş ve bu doğrultuda Doğu Anadolu'da Ermenilere misyonerler aracılığıyla hayali bir Ermenistan vaat edilmiştir.
- Ermeni Komiteleri tarafından başlatılan isyanların temel hedefi, Osmanlı İmparatorluğu'nun isyanları bastırma girişimlerini her seferinde Avrupa kamuoyuna katliam olarak takdim etmek ve Batılı büyük güçleri Ermeniler lehine müdahaleye teşvik etmektir.
- I. Dünya Savaşı'nın başlaması ve Osmanlı Devleti'nin İtilaf devletlerine karşı savaşa girmesi Ermenilerce büyük bir fırsat olarak değerlendirilmiştir. Bu çerçevede kurulan gönüllü alayları, Rus ordularının Doğu Anadolu'ya girmesi ile birlikte savunmasız kalan Türk şehir, kasaba ve köylerine saldırarak sivilleri katletmişler, Osmanlı kuvvetlerini arkadan vurmuşlar, Osmanlı birliklerinin harekatını engellemişler, ikmal yollarını kesmişler, yaralı konvoylarını pusuya düşürmüşler, köprü ve yolları imha etmişler ve şehirlerde ayaklanarak Rus işgalini kolaylaştırmışlardır.
- Osmanlı Hükümeti bu durum karşısında Ermeni Patriği, mebusları ve önde gelenleri çağırarak Ermenilerin Müslümanları katletmeye devam etmeleri halinde gerekli önlemleri alacağını bildirmiş ve bu uyarıdan sonuç alınamayınca 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni Komitelerini kapatmış ve yöneticilerini tutuklamıştır.
- Osmanlı Hükümeti, maruz kaldığı bu büyük iç ve dış tehdit nedeniyle benzer tehlikelerle karşılaşan tüm ülkelerin almakta tereddüt etmediği bir savunma önlemine başvurarak, 27 Mayıs 1915 tarihinde savaş bölgelerinde oturan Ermenileri güneydeki Osmanlı topraklarına sevketme kararı almıştır.
- Osmanlı Hükümeti, Ermenilerin savaş dışı bölgelere yeniden yerleştirilmesi sırasında Ermeni nüfusun zarar görmemesi için gerekli güvenlik önlemlerinin alınması talimatını vermiştir. Bu amaçla yayınlanan ve Osmanlı arşivlerinde bulunan emirler bunun somut kanıtıdır. Osmanlı Arşivleri yerli ve yabancı tüm araştırmacıların istifadesine açıktır.
- Bir yandan I. Dünya Savaşı devam ederken öte yandan iç ayaklanma ve isyan ve bunun sonucu, yeniden iskana tabi tutma sözkonusu olmuştur. Savaştan kaynaklanan ortam, kin ve intikam duyguları sözkonusu sevk sırasında kafilelerin birtakım saldırılara uğramasına sebep olmuştur. Hükümet bu durumu engellemeye çalışmış ve sorumlu gördüğü şahısları cezalandırmıştır. Ayrıca, savaş günlerinin araç, yakıt, gıda ve diğer imkanlarının yetersizliği, ağır iklim şartları ve tifüs gibi salgın hastalıklar da insan kaybının artmasına yol açmıştır. Esasen sözkonusu zaman dilimi tüm Anadolu halkının aynı kaderi paylaştığı bir dönemdir.
ERMENİ İDDİALARI KONUSUNDAKİ GÖRÜŞLERİMİZ:
Ermenilerin ülkemizden talepleri; sözde Ermeni soykırımının tanınması, ve sonuçta tazminat ödenmesi ve toprak verilmesi olarak özetlenebilir. Bu talepler başlıca şu iddialara dayandırılmaktadır: Türklerin, Ermenistan'ı işgal ederek topraklarını ellerinden aldıkları, Türkler'in 1877-78 Osmanlı-Rus savaşından itibaren Ermenileri sistemli olarak katliama ve 1915 yılından itibaren planlı şekilde soykırıma tabi tuttukları, Talat Paşa'nın Ermenilerin soykırıma tabi tutulması konusunda gizli emirleri olduğu, "soykırımda" hayatlarını kaybeden Ermenilerin sayısının 1.5 milyon olduğu.
Halbuki, sözde soykırım iddiaları aşağıda sıralanan nedenler dolayısıyla tarihi ve hukuki dayanaktan tamamen yoksundur.
- Türklerin Anadolu'ya ilk ayak bastıkları sırada bağımsız bir Ermenistan devletinin mevcut olmadığı tarihi bir gerçektir. Dolayısıyla Ermenilerin topraklarının ellerinden alınması gibi bir durum sözkonusu değildir.
- 1877-78 Osmanlı-Rus savaşından sonra isyanlar çıkararak, katliamlara girişenler esas itibariyle Ermenilerdir. 1915 yılındaki olaylar, Osmanlı Hükümetinin, savaş halinde kendi ordusunu arkadan vuran vatandaşı Ermenilere karşı uygulamaya koyduğu yeniden yerleştirme işleminden ibarettir.
- Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesi'ne göre soykırım suçunun oluşması için, "bir yönetimin bir ırkı ortadan kaldırmak yönünde bir niyetinin bulunması" şartı aranmaktadır. Osmanlı Hükümetinin, Ermeni ırkını ortadan kaldırmak gibi bir niyetinin bulunduğunu gösteren herhangi bir delil olmadığı gibi, yeniden iskana tabi tutulan Ermenilerin güvenliğinin sağlanmasına yönelik Hükümet emirlerinin varlığı tarihçilerce ortaya konmuştur. Osmanlı arşivlerinin Ermenilere ilişkin bölümü tarihçilerin incelemesine açılmış ve ilgili belgeler yayınlanmış bulunmaktadır.
- Talat Paşa'nın Ermenilerin soykırıma tabi tutulması yolunda gizli talimatları bulunduğuna ilişkin olarak ilk kez Andonyan adlı bir Ermeni tarafından ileri sürülen ve yıllar boyunca Ermeni iddialarının geçerliliğinin temel kanıtı addedilen belgelerin tümüyle bir sahtecilik eseri olduğu tarihçiler tarafından yapılan incelemeler sonucunda hiçbir kuşku ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya konmuştur.
- Ölen Ermenilerin sayısının 1.5 milyon olduğu iddiası da geçerli bir temele dayanmamaktadır. Dönemin birçok yabancı kaynaklarına ve Osmanlı nüfus kayıtlarına göre tüm Osmanlı İmparatorluğu içindeki Ermenilerin sayısı 1.3 milyon civarındadır. Ayrıca aynı dönemde, yaklaşık 3 milyon Müslüman da hayatlarını kaybetmiştir.
- Öte yandan, Birinci Dünya Savaşı sonrasında İstanbul'u işgal eden kuvvetler, Ermenilerin sözde katli konusunda Osmanlı yöneticilerinin yargılanmasını istemişlerdir. Bu çerçevede, ihbar üzerine 144 üst düzey Osmanlı yöneticisi tutuklanarak Malta'ya götürülmüşlerdir. İngilizlerin delil bulma yönündeki araştırmaları bir yıldan fazla sürmüştür. İngiliz Hükümeti, İngiliz Kraliyet Savcılığı'ndan bu kişiler hakkında dava açılıp açılamayacağını sormuş, Savcılık mahkum edilmelerini mümkün kılacak delillerin bulunmadığı cevabını vermiştir. İngiltere bununla da yetinmemiş ve Vaşington'daki Büyükelçiliğinden Amerikan arşivlerinde delil aramasını istemiş, ancak herhangi bir delil bulunamamıştır.
- Osmanlı Hükümeti, yeniden iskana tabi tutma uygulaması sırasında "Armenian Relief Society" (ARS) adlı kuruluşun Ermenilere yardım etmesine, Amerika'dan gelen yardımların dağıtılmasına izin vermiştir. Osmanlı Hükümetinin Ermenilere soykırım uyguladığı iddiası, ARS'nin faaliyetlerine müsaade edilmiş olmasıyla de geçersiz kılınmaktadır.
- Osmanlı arşivleri ve askeri arşivlerimiz yıllardır yerli ve yabancı araştırmacıların hizmetine açıktır. Aynı şekilde Ermenilerin de, 1880'li yıllardan itibaren Ermeni komitelerince Osmanlı devleti ve halkına karşı girişilen eylemlere ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeleri, Boston'daki Taşnak Partisi arşivi ve Ermenistan Arşivi gibi, araştırmacıların istifadelerine sunmaları gerekmektedir.
- Sözde soykırım iddialarının üçüncü ülkeler tarafından tanınmasını sağlamaya yönelik girişimler, bu ülkelerdeki Ermeni diasporasını duygu sömürüsü yoluyla birarada tutmak ve militan Ermeni çevrelerine diasporadan maddi kaynak sızdırmak için bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu duruma sözkonusu ülkeler yönetim ve/veya parlamentolarınca göz yumulması, o ülkelerin Türkiye ile ilişkilerinin bozulmasına yol açabilmektedir.
- Bir diğer ifadeyle, militan Ermeni çevreleri sözde soykırım iddialarını vatandaşı oldukları ülkelerin çıkarları aleyhine kullanmaktan çekinmemekte ve bunun sonucunda, Türkiye ile o ülkeler arasındaki ilişkiler, bu ilişkilerle doğrudan ilintili olmayan bir konu yüzünden ipotek altına alınabilmektedir. Buna fırsat verilmemesi gerekir.
Bugüne kadar toplam 17 ülkenin parlamentosu (Arjantin, Belçika, Fransa, Hollanda, İsviçre, İtalya, Kanada, Lübnan, Rusya Federasyonu, Slovakya, Uruguay, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Polonya, Almanya, Venezuela, Litvanya) sözde Ermeni soykırım iddialarını destekler mahiyette karar, kanun ya da bildiri kabul etmişlerdir. Halihazırda Fransa, Hollanda, İspanya, ABD ve Belçika parlamentolarında bekletilmekte olan Ermeni soykırım iddialarını destekler mahiyette karar veya kanun tasarıları bulunmaktadır.
ERMENİ İDDİALARI KONUSUNDA TÜRKİYE TARAFINDAN ERMENİSTAN’A YAPILAN ÖNERİ:
Sayın Başbakanımız ile ana muhalefet lideri CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal 8 Mart 2005 tarihinde ortak bir açıklama yaparak, Türk ve Ermeni tarihçileri ile diğer uzmanlardan oluşacak bir grubun 1915 dönemine ait gelişme ve olayları sadece Türk ve Ermeni değil, ilgili üçüncü ülkelerde yer alan tüm arşivlerde de araştırarak, bulgularını uluslararası kamuoyuna açıklamaları çağrısında bulunmuşlardır. Ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisi 13 Nisan 2005 tarihinde Ermeni iddiaları konusunda kabul ettiği bildiride, bu tarihi öneriyi desteklediğini açıklamıştır.
Sayın Başbakan Erdoğan 13 Nisan 2005 tarihinde Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’a bir mektup göndererek sözkonusu öneriyi resmen iletmiştir. Sözkonusu öneri çerçevesinde, Ermenistan ile bugüne kadar toplam üç tur görüşme gerçekleştirilmiş, ancak Ermenistan tarafından kaynaklanan nedenlerle somut bir sonuca ulaşılamamıştır.